Tinder Çukuru

Magazin dünyasında gösterdiğim kısa süreli başarı sonrasında, ilişkilere el atmaya da karar verdim. Anladığınız üzere fazlası ile mütevazi bir insanım. Frow Magazine ekibi, artık her ay bana bir köşe ayırmaya karar verdi. Buradan bu akıllıca karar için kendilerini tebrik etmek isterim…

Burası deneysel bir köşe olacak. Her ay sizler için farklı şeyler deneyimleyip yazacağım ve ikili ilişkiler üzerinde bazı sonuçlara birlikte varacağız. Kimliğim, yaşım, ismim, cinsiyetim gizli kalacak. Dilediğiniz gibi gözünüzde canlandırabilirsiniz… Lütfen canlandırırken  çekici ve seksi bir görüntü aklınızda yer etsin…

İlk yazım için, biz bekarların tek dayanağı olan Tinder’dan tanıştığım 4 kişi ile birer akşam yemeği yedim. Tinder deyince aklınıza hemen ‘onenightstand’ler gelmesin rica edeceğim, sadece yemek yedik…

İlk buluşmaların o stabil ve klişeliğini fazlasıyla yaşadım maalesef.Ben ve benim gibi harika insanların neden yalnız olduğunu bir kez daha anladım. Kalitemizde kimse yok arkadaşlar…Ama unutmayın ki yıldızlar zirvede her zaman tektir. O yüzden üzülmeyin…

İlk buluşmalarda nasıl davranmalıyız? Tamamen kendimiz mi olmalıyız, yoksa %50 kendimiz olup, bi tık kendimizi farklılaştırmalı mıyız? Her buluşmada farklı bir taktik denedim. Spoilerı çakayım; hiçbiri başarılı olmadı maalesef.

Hadi gelin ilk buluşmalarımı birlikte inceleyelim.

İlk buluşmamı bir Biyoloji öğretmeni ile yaptım. Tinder’da konuştuğumuzda direkt sex odaklı olduğunu fazlasıyla belli etti aslında çünkü beni bir grup sex etkinliğine davet etti. Merakımdan kaç kişi olduğunu sorduğumda ise 11, 12 dedi… Üzdü…
Düşünsenize, çocuğunuzun, kardeşinizin, kuzeninizin biyoloji öğretmeni 12 kişilik grup sexlerde… Çok korkutucu değil mi? Neyse konudan sapmayalım. Grup sex ile ilgilenmediğimi söyledim ve ertesi gün için bir akşam yemeği planladık.
Buluşmamızı, genelde boş olan bir restoranda yaptık.  İlk görüş; bir hayal kırıklığıydı. Fotoğrafları ile alakası olmayan arkadaşımız ile oturup yemek yerken, genelde iş hayatı üzerine konuştuk. Dün gece bana tüm o sex konuşmalarını yapan kişi gitmiş, yerine tam bir biyoloji öğretmeni gelmişti sanki.
Buluşmada tam anlamıyla kendim oldum.Enerji dolu, hafif meşrep ama bir o kadar cool, kısaca şahane bir date…

O kadar sıkıldım ki, yan masamızda yemek yiyenlerin ağzını şapırdatmasını bahane ederek, oradan kalkmamızı sağladım. Evime kadar bana eşlik etmeyi teklif etse de (defalarca), çok işim olduğunu söyleyip postaladım….Buluşma sonucu; buluşma sonrası 5 kez mesaj attı. Cevap vermedim.

İkinci buluşmam ise içlerindeki en garip tanışma şekliydi aslında. Bir gece kulübünde dans ederken, hemen bitişiğimdebiri put gibi cansız cansız duruyordu. Dayanamayıp kulağına eğilip, “neden bu kadar sinirlisin, eğlen biraz!” dedim. Kaşlarını çatarak, “eğleniyorum zaten!” dedi.  İçimden “deli mi ne?” diyip, eğlenmeme devam ettim. Ertesi gün bir baktım, ne göreyim? Beni sağa kaydırmış. (Tinder hiç kullanmamış şanslı azınlık için açıklama yapayım, sağa kaydırmak beğenmek demektir.) Bende kendisini sağa kaydırıp, eşleşme sağladım. 5 dakika içinde hemen bir mesaj….
“Selam!”
Tinder’ın kutsal sözüdür “selam!”. Karşılık verdim, konuştuk. Beni neden azarladığını sorduğumda, azarlamadığını aslında konuşmaya çalıştığını söyledi. Vardır ya böyle tipler… Hiçbir duygusunu ve arzusunu karşındayken yansıtamaz, ama klavye başında döktürür de döktürür. Neyse çok uzatmayayım. 2 gün sonra buluştuk. Uzun zamandır keyif aldığım tek datedi. Ama maalesef kendisi İstanbul’da yaşamıyor. Saatlerce kendimizden, hayattan, kariyer hedeflerimizden konuştuk. Bu arada datenumber 2’da öğretmen. İngilizce öğretmeni… Bu buluşmada da tamamen kendim oldumve bu durum çok işe yaradı… Ama sevgili olma potansiyeli yüksek olsa da, bu kez de aramıza mesafeler girdi. Buluşmanın devamının gelmemesinin tek sebebi maalesef ki şans oldu… Buluşma sonucu; instagramda takipleşiyoruz, ara sıra mesajlaşıyoruz.

3. Tinder buluşmam ise diğerlerine nazaran daha olgun biri ile oldu. Benden tam 12 yaş büyük bir reklamcıyla görüştüm. Tinder üzerinden yine “slm, nbr, ne iş yapıyorsun? nerde yaşıyorsun? tek mi yaşıyorsun?” soruları sonrasında biraz daha decent bir konuşma yapmaya başladık. Kendi işini kurmuş, Riva’da izole bir hayat yaşayan tambir silverfox vardı karşımda…
Ama yine de bana göre biri değildi, belliydi. O yüzden bu deneye onu da dahil ettim. Bu kez tamamen kendim olmayacaktım.Onu çözümlediğim kadarıyla tam anlamı ile aradığı kişi gibi görünmek istedim. Tüm istek ve arzularını sorgusuz karşılayacak bir geyşa…

Ertesi gün İstanbul’un en lüx mekanlarından birinde birlikte yemek yedik. Tüm buluşma boyunca olmadığım biri gibi davranmak aslında beni epey zorladı ama asla çaktırmadım. Performansımla akademi ödüllerine aday gösterilirdim, net.
Yemek boyunca fazlası ile fiziksel temasta bulundum, ellerim genelde bacağında yada telefonda bir şeye bakarken belinde yada kolundaydı. Bu arada şunu da belirteyim, karşımda o olgun İtalyan seksiliğinin büyük bir örneği vardı ama etkilenmemek için direndim…
Ardından beni eve bırakması için lüx arabasına bindik, yolda tabi ki beklendiği üzere kendi evine gitmeyi teklif etti. Kabul ettim…
Eve gittiğimizde, sohbetimize 1 şişe özenle seçilmiş şarap eşlik etti. İş tam başka noktaya giderken, banyoya gitti. Bu anı kollar gibi hemen kanepeye uzandım ve uyuma numarası yaptım. Geldiğinde 3-4 kez seslendi.Benden bir karşılık alamayınca da, üzerimi örtüp kendi odasına gitti. Sabah erkenden ,Uber ile kaçtım… Buluşma sonucu; asla yazmadı :):) Aslında yazar diye bekledim ama zaten onun yaşında ve o deneyimde biri, yapmış olduğum taktiği anlamıştır büyük ihtimalle. Yoksa benden etkilenmedi diye bir seçenek olduğunu asla düşünmüyorum.

Geldik son deneyimize… Efendim kendisi, Fransız ama İstanbul’da bir ilaç firmasında çalışıyor. Fiziksel olarak asla tipim olmasa da, farklı bir denek olduğu için görüşmek istedim. (Fransızlar değil, İspanyollar tercihimdir 🙂 ) Karaköy-Galata arasında çok şeker bir loftta yaşıyor kendisi. Kendim miydim, değil miydim, inanın zerre dikkat etmedim çünkü beni hiç çekmeyen bir buluşmaydı. O yüzden en az sonuç saptanacak deney buydu sanırım. Ama bomba bir dedikodu da almadım değil, ünlü bir sporcumuz (evli, çocuklu) büyük ihtimalle deneğimizin turist olduğunu varsayarak, tek gecelik bir ilişki yaşamış. Neyse bu köşede magazin konuşmayacağıma dair kendime bir söz verdim ve o sözü tutuyorum.
Deneğimiz defalarca atağa geçmeye çalışsa da çok profesyonel bir şekilde etkisiz hale getirdim. Bu taktikleri sonraki yazılarımda sizlerle paylaşıyor olacağım, merak etmeyin…

Dönüp baktığımda, 1 ayda 4 Tinder buluşması, elde var sıfır. Peki biz yalnız şairler nasıl hayatımızı adayacağımız birini bulacağız? Bu çok çok çok uzun bir konu. Ama hem bu ayki hem de geçmişte gerçekleşen sonsuz BlindDate’e dayanarak önerim; ilk buluşmada %90 kendiniz olmaktır. %10’u ise bende olmayan ama siz ölümlülerde olan pis huylar… İlk buluşmada çirkef ve kirli yüzünüzü belli etmeyin yeter, kalanında ‘’SİZ’’ olun…

Sonraki yazılarım için, gerçekleştirmemi istediğiniz deneyleriniz olursa mail atabilirsiniz. 😉

Eşik BEKÇİSİ